Ey Yahudi ! Seni çok iyi tanırım; seninle yaşadım. Halini tanıdım, mazini tanıdım. Yeryüzünde başka hiçbir mahluka benzemiyorsun Ey Yahudi ! Daha ilk oluşunda, senden güzel olan kardeşini o kadar kıskandın ki, babanın nimetini sen yiyesin diye himayene muhtaç Yusuf (A.S) ‘a kastettin. Onu öldürmeyi düşündün ama öldüremedin. Mal karşılığı ahara satın aldın. Zalimsin ve zalim olduğun kadar haris ve korkaksın. Sonra babana gözyaşı döktün, yalan söyledin; görüyorsun ki riyakar ve hilekarsın. Muhtaç oldun güzel kardeşine, utanmadan avucunu açtın Yusuf (A.S.) ‘a, nimetini yedin; dün kastettiğin adamın. Utanmaz, arlanmaz bir dilencisin. Mısır ‘a şerefle girdin. Gün geldi zelil oldu; zilleti şerefe değiştirdin. Korkaklığın, hilekarlığın, dilenciliğin seni zelil kıldı. Onurun için malını, canını feda etmedin. Mal için onurunu, can için haysiyetini kurban ettin. Artık köle idin Mısırda... Mısırlılar çocuklarına sahip çıkar, karını elinden alırlardı; ve sen bir soğan bir sarımsak bir bakla ve bir mercimek için bunlara rıza gösterdin. Zillet ruhunda senin; Yusuf (A.S.) ‘a ettiğinin cezasını fazlasıyla çektin. Acıdı Hak Teala sana, Musa (A.S.) ‘yı gönderdi.. O gayretli yüce peygamber, seni döven, sana hakaret eden Mısırlıyı vurdu, öldürdü; sen ne yaptın , Musa (A.S.) ‘ yı ihbar ettin. O kadar nankörsün ki... Evet Musa (A.S.) seni afetti. Aldı Arz- ı Mev’uda götürmak istedi. Savaşmaktan korktun; “Sen git Allah ‘ınla birlikte savaş biz burada oturalım” dedin. Hep hazıra konarsın, hiç mi gayret etmezsin.. Sina ‘da Hak Teala “men veselva” nimetlerini verdi. Ama sen bu iki cennet meyvelerini hazmedemedin. Soğanı, sarmısağı, baklayı aradın. Mısır ‘a dönmeyi düşündün. O kadar süflisin ki Musa (A.S.) ‘yı Karun ‘ a değiştin. Kadını zina ettirdin; -haşa- Musa (A.S.) yaptı diye şahitler takdim ettin. O kadar iftira ve kötülüğe meyyalsin ki ! Ruhunu şeytan satın almış. Ruhunu Karun ‘a, Samiri ‘ye değiştin. Allah ‘ı terkettin ve altın buzağıya secde ettin. O kadar maddecisin ki... Karun ‘u malıyla yer yer yuttu, Samiri helak oldu; akıllanmadın. O kadar ahmaksın ki! Senelerce Sahra ‘da dolaştın uslanmadın. Davud (A.S) ‘u savaş meydanında yalnız bıraktın. Canın ne kadar da tatlı (!) Dirlik, düzen bilmezsin. Mukaddes toprağı fesada boğdun. Tevrat ‘ı tahrif ettin. Emeline hizmet eden tağuta taptın. Ne kadar da sahtekarsın ! Zekeriya ‘ya eziyet ettin, Meryem ‘e iftira etin. Eziyet ve iftira tabiatında var zaten.. Beşiğinde konuşan çoçuğa da inanmadın. Ne kadar da imansızsın ! İsa ‘yı yöntemlerinle mağlup edemedin, öldürmeye kalktın, çarmıhlar kurdun. Başkasının canı senin nazarında ne kadar da ucuz ! Yahya (A.S.) ‘yı bir kadın işvesi için öldürdün. O kadın sendendi ve cezasını çekti.. kesen el de senin. Yahya (A.S.) ‘nın mukaddes kanı kaynadı, taştı, seni sardı seni boğdu. O gün bugün; sefil, perişan, hakir ve vatansızsın. İslam doğdu ve ehl-i sünnetsin diye seni himaye etti. Sen hep ihanet ettin. Casusluk ettin, başkası hesabına masumu canavara boğdurmak istedin. O kadar hainsin ki; Engizisyonu kuranların ahfadı hesabına, seni koruyanların ahfadı aleyhine alet oldun. Senin için ne söylense azdır !! Nihayet yalanlar, vaadler, tehditler üzre bir vatan kurdun. Ne zaman şerefli yaşadın ki şimdi şerefli olasın. Yine zelilsin; zilletini görecek basiret de yok sende.! Yıkılacaksın ve yine vatansız kalacaksın. Kur ‘anın senin için dediği : “...onlar harp için ateş yaktıkça, onu Allah, nuru ile söndürecek ve onları daimi etrafı göremeyecekleri karanlıklara boğacak”. Hikmet tecelli etmiştir. Zilletini, ahlaksızlığını, canavarlığını görmeyecek kadar körsün..! VE KÖRLER MUTLAKA CEHENNEMİN ÇUKURUNA DÜŞER EY YAHUDİ !!! 17 EKİM 1996 MÜSLÜMAN OLMUŞ BİR YAHUDİNİN KALEMİNDEN.