AYASOFYA

Ürperdi hayalim, bu nasıl korkulu rüya?
Şaştım, neyi temsil ediyorsa Ayasofya ?
Çöller gibi ıssız, ne hazi ülke muhitin,
Yâd el gibi, yurdunu garip olmalı mıydın?
Beş yüz senelik bez mine ermekti ümidim.
Çöller gibi ıssız seni ben g
örmeli miydim
Bayram, Ramazan, Cum'a mübarek gecelere,
Avize değil mum bile yanmaz içerde
Gâşyolmuş ibadetlere hayrandı felekler
Tekbirine ses verdi asırlarca melekler
Coşmaz mı denizler gibi, yâdındaki alem
Göklerde melekeler, tutuyor hep sana matem
Yadın
da bin üç yüz senelik menkıbeler var
Her menkıbe, hicranına matem tutar, ağlar!
Beş yüz sene alem, seni tehdit ediyorken,
Devler gibi düşmanlara meydan okudun sen!
Tarihimin ömründe, gönüller dolu güldün
Çılgınca esen, bir acı rüzgarlar döküldün!
Paslanmad
a! Altın yazılar, ah! O eserler
Kabrinde kan ağlar, bunu gördükçe (Kazasker)
Fatihleri ağlatmada halin, ulu mabet
Yadın, kenar imanlı gönüllerde müebbet
Gamlı renklerle örülmüş, ne hazin çevresin
Bir yıkık türbe mi, virane misin, yoksa nesin?
Bak, hayalimd
eki alem, geliyor vecde yine
Gözlerim daldı: sütunlarla (Fetih Ayeti)ne
Muhteşem abidesin: Dinimin ulvuyyetine
Remz idin,beş asır ecdadımızın şevketine
Aldı senden beş asır, azmine kuvvet kaleler
Yine hep, aynı tehassüsle yücelmiş kulular
Nerde tandıkça sü
reyyalara dehşet vererek
Coşan avizelerden yayılan: binbir renk?
Çan sesinden seni kurtarmış ezanlar nerde?
Hani bülbül gibi Kur'an okuyanlar nerde
O ezanlar, bütün İslama şeref verdi
Sanki her pencere, lâhuta bakan gözlerdi
O ilahi yüce sözler yine gelmez
mi dile
Şimdi artık, işitilmez mi, sönük nağme bile
Şimdi Cennet, sanan sermez mi yeşil gölgesini
Şimdi huriler işitmezmi ilahi sesini
Nice bin hatıra, gönlümde coşup canlanıyor
O ne parlak görünüş! Sanki hayalim yanıyor!
Hutbeler çağırmaz olmuş, şu yeşil
minberden
Gamlı bir gölge yaylımakta bugün, her yerden
Gizli bir ah ile artık yanar mı ağlar mı için?
Nice bin derdile kalbin doludur çünki senin
Hangi eller, sana akşamları, zincir vuruyor?
Yüce feryadını, kimler boğuyor, susturuyor?
Sen, ne alemleri gör
dün, ne ömürler sürdün
Batı dünyasına dehşet saçıyorken daha dün
Gizli kurşunla, habersizce vuruldun mu bugün?
Dönmeler, dans ederek yapmada karşında düğün!
Dehre meydan okuyan, koskoca tarih nerde?
Ülkeler fetheden erler, yüce (Fatih) nerde?
Seni Tevhide
kavuşturmanın askıyla yanan,
O şehir orduların, döktüğü seller gibi kan
Heder olmuş mu desem? Ah! Dilim varmaz ki,
Bugün onlar bile, matem tutuyorlar. Belki
Bugün ağlattın eminim, ölüler alemini,
Kerbela tutsa gerektir, yeniden matemini
Tek ziyaretçin ola
n gün de yol olmuş gidiyor
Muhteşem kubbeni, zulmette nasıl terkediyor?
Cemiyelerden uzak, çölde mezar olsayıdn
Orda billahi, mezarlar bile senden aydın
Çöllerin ay-güneş, en hisli ziyaretçisidir
Hilkatin arşa çıkan zikrini her an işitir
Şu perişan denizin
inlenmesinden duyulan
Hıçkırıklarla boğulmuş, tutuşan bir hicran
Çağıdır ağlamanın ey Ulu Mabed, ağla!
İntikam aldı firenkler, seni ağlatmakta
Dostun ağlarken, o biryanda da düşman gülsün
Kanamıştır, yeniden kalbi, hazin (Endülüs)ün!
Bu elim facia, billah
i yürekler acısı,
Müslüman Türk'ün evet şimdi bu en kanlı yası!
Ey derin facia, manzumeye sen sığmazsın
Tutuşup yanamda kalbim, seni tarih yazsın!..

ALİ ULVİ KURUCU