HAPİSHANEDE AKŞAM
Karanlık kaplarken her yanı,
Belki yüreğin kan ağlar?
Eş, evlat, ana, baba hasreti yüreğini dağlar.
Belki o an içinde kimbilir volkanlar çağlar.
karanlık her tarafı basarken,
Yüreğini hasretle sıcak bir sevgi sarar.
Umutla, sevgiyle beklersin affı,
Duaların,hayallerin hep aftan yana
Fakat,ne kalem yazar, ne de dil söyler.
İçinden geçer defalarca gelse o an,
Bir türlü gelmez o özlediğin,beklediğin zaman.
Bazen mektubun gelir yardan, yarenden,
Sevdiklerin anlatırlar,sevgilerini satırlarda sana
Okursun o mektubu defalarca kana, kana
Yavruların, sevdiklerin sana hasrettir,
Sen ise onlara adeta yanıksın.
Demir parmaklıklar aranızdaki engeldir,
Bazen dalarsın anılara, o güzel hatıralara,
O kireç boyalı, bahçesinde papatya ekili sıcak ,
Sevgi dolu, hasret kokulu yuvana gidersin.
Anan, baban, kardeşin birde o ceylan gözlü eşin,
Mis kokulu, nur yüzlü yavruların gözlerinde tüter.
Çaresizsiz kader mahkumu ne eder?
Bir an önce beklersin gelsin çıkış zamanı,
Gözlersin, ümit edersin hep o anı,
Bazen seninle hellaşıp gidenler olur,
İçinden imrenirsin onlara,
Onların yerinde olmak için hayatını verirsin,
Sanki sende onlarla beraber özgürlüğe gidersin.
Birden bire demirparmaklıkların arkasında olduğunu anlarsın,
Burada bulunduğun için sanki ateşmisali yanarsın,
Gurbet gözünde canlanır, anılar alır seni,
Kınalı ceylan gözlü eşin, minik civciv kokulu bebelerin,
Nereye baksalar senin hayalini görürler.
Kader mahkumu şarkı söylerken diliyle,
Ağlar için, için, usul,usul kalbiyle.
Hapishaneler, yıkılası, kahrolası viraneler,
Sevenleri, anaları,babaları,yavruları ayıran haneler,
Soğuk olur orada akşamları,
Bir türlü gelmez aydınlık, güzel sabahları.
Dalarsın gecenin karanlığında uyku yerine anılara,
Dönersin bir sağa, bir sola bazen de yakarsın bir sigara,
Duman olmak istersin, yükselmek, çıkmak, istersin buralardan,
O kahrolası kokuşmuş, soğuk binalardan.
Açınca gözlerini anlarsın ki buradasın,
Yavrularından, sevgilinden çok ama çok uzaklardasın.
Belki arkadaşların, dostların çoktan unutmuş olsa da seni,
Bilirsin ki sen; muhakkak vardır, seni seven birileri
Bir gün sıra gelmişsana, saçlarına aklar düşmüş,
Minik bebelerin evlenip gelin olup gitmiş,
Hele o beşikte bıraktığın beben o ise şimdi tanımaz seni,
Bilmem,baba diye basarmı bağrına beni?
Semih
ŞENSOY
Sefaköy