NECİD ÇÖLLERİNDEN MEDİNE’YE

O nuru gönder. İlahî, asırlar oldu yeter!

Bunaldı milletin âfâkı, bir sabah ister.

İnâyetinle halâs et ki, dalga dalga zalâm

İçinde kaynamasın çırpınıp duran İslâm!

Bu secde-gâha kapanmış yanan yürekler için;

Bütün solukları feryad olan şu mahşer için;

Hârim-i Kâbe’n için; sermed-i Kitab’ın için

Avâlimindeki âyât-ı bî-hesâbın için;

Nasîb-i daimi hüsran kesilmiş ümmet için;

Şu hâk-i pâke bürünmüş semâ-yı rahmet için;

Biraz ufukları gülsün cihan-ı İslâm’ın!

Hududu yokmu bu bitmez, tükenmez âlâmın,

O, çünkü, âleme hâkim yegâne kudret iken,

Bir inkilab ile mahrum olunca azminden,

 

Esâretin ne kadar şekli versa katlandı...

Vatanlarında garib oldu kendi evladı!

O azmi sen vereceksin ki eylesin seyeran,

Soluk benizlere kan, inleyen göğüslere can.

 

O rûhu ver ki, İlahî, kıyam edip dinin

Zemine feyzini yaysın, hayât-ı mazinin...

Henüz dua ediyordum ki: “Yâ Resûlallah!”

 

Nidâsı kükreyerek, bir kanadlı tayf-ı siyah

Basıp eşikleri tutmuş yığınla gölgelere,

Süzüldü uçtaki “Bâbü’s-Selam” önünde yere.

 

Mehîb sayhası hâlâ fezâda çınlardı,

Ki yükselip yeniden, sardı geçti eb’âdı

Düşünce Ravza-ı Peygamber’in ayaklarına;

Sarıldı göğsüne Didâr önünde, müstağrak

Diyordu inleyerek:

Yâ Nebî, şu halime bak!

Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın;

Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!

Harim-i pakine can atmak istedim durdum;

 

Geridi karşıma yıllarca ailem, yurdum

“Tahammül et!” dediler...Hangi bir zamana kadar?

Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var!

 

Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak;

Önümde durmadı artık, ne hânümân ne ocak...

Yıkıldı hepsi...Ben aştım diyâr-ı Sudân’ı,

Üç ay “Tihâme!” deyip çiğnedim beyâbânı.

Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada;

Yetişmeseydin eğer, yâ Muhammed , imdada

Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;

Akar sular gibi çağlardı her tarafda sesin!

İradem olduğu gündür senin iradene râm,

Bir an için bana yollarda durmak oldu haram,

Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihal ettim;

Leyâle derdimi döktüm, cibali söylettim!

 

Yanıp tutşmadan aylarca yummadım gözümü,

Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?

Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir...

Sonunda anlıma çarpan bu örtü nedir?

Beş altı sîneyi hicran içinde inleterek,

Çıkan yüraklara hüsran mı, merhamet mi gerek?

Demir nikabını kaldır mezar-ı pâkinden;

Bu hasta ruhumu artık ayırma hakimden!

Nedir o meş’ale?...Nûrun mu?...Yâ Resulallah!...

 

MEHMED AKİF ERSOY